Fotoğrafçılık hobi başlangıcım bir aile hediyesiyle oldu, ikinci el bir fotoğraf makinesi. 'Bunun nasıl kullanılacağını öğreneyim' diye düşündüm ve bilmeden bir yolculuğa adım attım. Fotoğrafçılık hobi başlangıcında ilk ay otomatik moddaydım her zaman. Makine karar versin, ben sadece tetikleye basayım. Bu dönemde bazen güzel fotoğraflar çıktı ama ne yaptığımı bilmiyordum. Serendipite dayalı güzellik tatmin etmiyordu. İkinci ayda manuel modları öğrenmeye başladım. Diyafram, enstantane, ISO, bu üçlünün ilişkisini anlamak fotoğrafçılık hobi başlangıcının en önemli kırılma noktasıydı. Bir şeyi anlayıp kameraya uygulamak ve sonucu görmek beni çok heyecanlandırdı. Yıl boyunca en çok fark ettiğim şey ışığın önemi. Fotoğrafçılık hobi başlangıcında 'iyi yer bulmak' yeterliydi sanıyordum. Ama aynı yer sabah altısında ve öğle on ikisinde tamamen farklı. Işığı anlamak, ışığı beklemek, bu fotoğrafçılığın özü. İkinci öğrenim: az fotoğraf çekmek daha iyi. Başlarda her şeyi çektim, yüzlerce kare. Sonra daha seçici olmaya başladım, bir sahneyi gözlemliyorum, en güzel anı bekliyorum, o tek kareyi çekiyorum. Fotoğrafçılık hobi başlangıcındaki aşırı çekim alışkanlığı yerini sabırlı gözleme bıraktı. Bir yılın ardından fotoğrafçılık benim için sadece hobi değil, dünyaya bakma biçimi haline geldi.