Akrilik boya ilk deneyimim tam anlamıyla beklenmedik bir gece oldu. Başlamak için saatler beklemiş, malzemeleri hazırlamış ve "bir saat denerim" diye oturmuştum. Saat dörde geldiğinde hâlâ boyalar tazeydi, ben titriyordum. Akrilik boya ilk deneyiminde şaşırdığım ilk şey kuruma hızıydı. Yağlı boyaya alışkınlık olmadan giren biri olarak akriliğin bu hızını fırsata dönüştürmem gerekiyordu; başta tam tersini yaptım, renkler fırçada kuruyordu. İlk saatte fırçaları düzgün temizlemediğim için birkaçı mahvoldu. Sonra bir şeyler oturdu. Renkleri karıştırmaya başladım, tuvalin yüzeyinde beklenmedik sonuçlar aldım. Boya ıslakken üstüne başka renk sürdüğümde bozuşma yerine güzel geçişler oluştu. Akrilik boya ilk deneyiminde o anlarda gerçekten keyif aldım; planlamadığım bir şey planlı bir işten daha güzel çıkıyordu. Gece boyunca bir dizi küçük tuval boyuyordum; biri rengi tuttu, biri tutmadı. Ama bitmemiş olan hiçbirini atmak istemedim. Sabahleyin baktığımda bir kısmı çok daha güzel görünüyordu; akrilik kuruyunca renk değişiyor, bunu öğrenmek de o gecenin kazancı oldu. Akrilik boya ilk deneyiminden pratik notlar: Su bardağını sık değiştirin; kirli su rengi mahveder. Paletinizi nemli tutun, boyaların çabuk kurumalarını yavaşlatır. Sabırsızlanmayın; ikinci katı sürmeden önce mutlaka birinci katın kurumasını bekleyin. Ve en önemlisi: Küçük tuvallerle başlayın. Hata yapınca kayıp daha az, deney daha çok.