Matris öğrenmek benim için uzun süre anlamsız bir algoritma takip etmek gibi hissettirdi. Satır, sütun, çarpma kuralı: birinci matrisin satırını ikinci matrisin sütunuyla çarp, topla. Kural açıktı ama neden böyle yapıyoruz? Hiç kimse bana anlatmadı. Ya da anlattılar ama anlatma biçimi kafama girmedi. Matris çarpımı, toplama gibi sezgisel değil. İki sayıyı toplarsınız, birleşirler. İki matrisi çarparsınız ve kurallar başka bir dünyadan geliyormuş gibi. Matris öğrenmek sürecinde beni kurtaran bir video serisi oldu. Birisi matrislerin dönüşüm olduğunu anlattı. Bir matrisle bir vektörü çarpmak, o vektörü uzayda dönüştürmek demek. Döndürme, ölçekleme, kaydırma. Her matris bir dönüşümü temsil ediyor. O bakış açısıyla her şey değişti. Matris çarpımı artık sıradan bir aritmetik değildi; iki dönüşümü üst üste uygulamak anlamına geliyordu. Bu yüzden sıra değiştirilemez: Önce saat yönünde döndürüp sonra kaydırmak ile önce kaydırıp sonra döndürmek farklı sonuç verir. O andan sonra matrisleri soyut sayı tabloları olarak değil, uzay dönüşümlerinin temsilcileri olarak görmeye başladım. Bilgisayar grafiklerinin, makine öğrenimi modellerinin, fizik simülasyonlarının neden matrislerle çalıştığını anladım. Temsil güçlüydü. Matris öğrenmek uzun sürdü. Ama mekanik hissin kaynağını bulunca kolaylaştı. Anlayış, ezber yükünü büyük ölçüde azaltıyor. Formülü ezberlemek yerine arkasındaki fikri kavramak, hem daha hızlı hem daha kalıcı.