Moda hataları denince üniversite yıllarım aklıma her zaman sıcak bir tebessümle geliyor. O dönem hem özgür hem de tamamen körleşmiş bir dönemdi; modayı ciddi sanıyordum ama aslında hiçbir şeyi bilmiyordum. İlk yılın en büyük moda hataları arasında renk uyumsuzluğu başı çekiyordu. Turuncu kapüşonlu sweatshirt ile mor şalvar. Sarı çanta ile yeşil spor ayakkabı. Bana iyi gelmiş, aynaya bakmamışım. Bir arkadaşımın fotoğraflarıma baktığımda dudakları kıvrıldı; o an anladım. Bir dönem her şeyi büyük giyme modasına kapıldım. Beş beden büyük gömlekler, dizlere kadar inen tişörtler. Bedenimi kaybetmiştim; hem gözden hem de kendi gözümden. Moda hatalarının en hafif biçimlerinden biri bu; ama o dönemde çok ciddi hissediyordum. Bir de taklit marka dönemi var. Üniversitede para yoktu ama marka isteği vardı. Sahte logolar, gerçek olmayan ambalajlar. Moda hataları listesinde bu belki en utandırıcı ama aynı zamanda en öğretici olanı; çünkü sonunda marka değil, uyum önemli diye öğrendim. O yıllarda saçma gelen her şey, bugün anlıyorum ki birer keşif denemesiydi. Moda hataları yapmadan beğeninizi geliştiremezsiniz. Her yanlış tercih bir şeyi eliyor, doğruyu yaklaştırıyor. Şimdi o fotoğraflara bakıyorum ve hem gülüyorum hem de o genci seviyorum. Bilmiyordu ama arıyordu. Bu bence yeterli.