Omega-3 kalp hastalığı ilişkisini test eden yeni nesil klinik çalışma, on altı ülkede 18.000'den fazla katılımcıyla yürütüldü ve sonuçları uluslararası kardiyoloji dergisinde yayımlandı. Araştırma, yüksek doz omega-3 yağ asidi takviyesinin kardiyovasküler olay riskini plasebo grubuna kıyasla yüzde yirmi beş oranında düşürdüğünü ortaya koydu. Omega-3 kalp hastalığı çalışmasının önceki araştırmalardan farkı, katılımcı profilinin dikkatlice sınırlandırılmasıdır. Çalışmaya yalnızca yüksek trigliserit düzeyi taşıyan, statin kullanan bireyler dahil edildi. Bu homojen profil, etkinin hangi hasta grubunda belirginleştiğini ortaya koyma açısından metodolojik bir güç sağladı. Omega-3 yağ asitlerinin kardiyoprotektif etkisinin biyolojik mekanizması birkaç farklı yolaktan geliyor. Trigliserit düşürücü etki, trombosit agregasyonunu baskılama, inflamasyon belirteçlerini azaltma ve kardiyak ritim düzenlenmesine katkı bu yolaklar arasında sayılıyor. Araştırma aynı zamanda omega-3 kaynağı açısından da veriler sunuyor. Besinsel kaynak ile takviye formları arasındaki etkinlik kıyaslaması yapıldığında, yüksek saflıkta konsantre omega-3 içeren ilaç formülasyonlarının diyetle alınan miktarlardan çok daha yüksek plazma konsantrasyonlarına ulaştığı görüldü. Omega-3 kalp hastalığı bağlantısı Türk kardiyoloji çevrelerinde de gündem buldu. Türkiye'de balık tüketiminin Batı ülkelerine kıyasla daha sınırlı olduğu ve bu durumun besinsel omega-3 alımını etkileyebileceği vurgulandı. Uzmanlar, kardiyovasküler risk faktörü taşıyan bireylerin bu bulgular çerçevesinde kardiyologlarıyla görüşerek kişiye özel yaklaşım belirlemesini öneriyor.