Akdeniz Kuzey Avrupa konut mimarisi karşılaştırması yapılırken iklim, kültür ve yaşam biçiminin mimariyi nasıl biçimlendirdiği net biçimde ortaya çıkar. Her iki bölgenin konut anlayışı, içinde bulunduğu doğal koşulların doğrudan bir yansımasıdır. Akdeniz konut mimarisi, güneş ışığını kontrol etmek ve serinliği yakalamak üzerine kurgulanmıştır. Kalın taş veya tuğla duvarlar gün içinde ısıyı emer, geceleri serin hava içeri alınır. Avlu düzeni ve iç bahçe kullanımı hem gizlilik hem de doğal havalandırma sağlar. Geniş saçaklar, ahşap veya taş kepenkler ve dar pencereler doğrudan güneş girişini kısıtlar. Sıvalı beyaz yüzeyler ısı yansımasını artırır. Dışarıya kapalı bu mimari anlayış, aile hayatını avlu ve teraslar çevresinde şekillendirir. Kuzey Avrupa konut mimarisinde ise öncelik güneş ışığını maksimize etmek ve ısı kaybını minimuma indirmektir. Büyük pencereler, cam duvarlar ve açık planlı iç mekanlar az güneş alan coğrafyalarda doğal ışığı içeri çekmek için tasarlanmıştır. Çatı eğimleri yüksek tutulur; bu hem kar yükünü dağıtır hem de çatı arası kullanım alanı yaratır. Ahşap kaplama ve koyu renkli yüzeyler ısıyı tutmaya yardımcı olur. İç mekan anlayışı kamuya açık alanlara büyük önem verir: ferah oturma odaları, büyük açılır kapılı mutfaklar ve birleştirilmiş yaşam birimleri. Akdeniz Kuzey Avrupa konut mimarisi arasındaki temel fark, birinin iklimden korunma diğerinin iklimden yararlanma stratejisi üzerine kurulu olmasıdır. Her iki yaklaşım da kendi coğrafyasında oldukça rasyoneldir. Sürdürülebilir mimari tasarım perspektifinden değerlendirildiğinde ise ikisi de yereli esas alan pasif çözümler üretmiştir; bu, modern enerji verimliliği anlayışıyla da örtüşen bir erdemdir.