Mardin gezi rehberi hazırlamak, bu kentin katmanlı tarihini anlamak için iyi bir başlangıç noktasıdır. Mezopotamya ovasına bakan sarı taş evleriyle Mardin, Türkiye'nin en özgün kentlerinden biridir. Burada zaman sanki daha yavaş akar. Mardin'e ulaştığınızda ilk işiniz şehrin yüksek noktalarından birinde durup manzaraya bakmak olmalıdır. Ovanın sonsuzluğuyla buluşan bu silüet, ziyaretçilerin çoğunu sessizliğe iter. Fotoğraf çekmek için sabah ışığı ya da gün batımı en doğru zaman dilimidir. Mardin gezi rehberinin en önemli durağı kuşkusuz Deyrülzafaran Manastırı'dır. MS 5. yüzyıldan bu yana varlığını sürdüren bu Süryani Ortodoks manastırı, Türkiye'nin en eski sürekli kullanılan dini yapılarından biridir. Kılavuz eşliğinde yapılan tur yaklaşık bir saat sürer ve son derece aydınlatıcıdır. Şehrin çarşısı olan Birinci Cadde boyunca yürümek, canlı bir insan akışının ortasında kalmak demektir. El yapımı bakır kaplar, yerel baharatlar ve antika dükkanları bu caddede iç içe geçer. Mardin'e özgü taş işçiliğini burada görmek mümkündür. Casım Kadiri Camii ve Ulu Cami'nin tarihî minareleri şehrin panoramasında belirleyici bir yer tutar. Yüksek kabartmalı taş süslemeleriyle bu yapılar, Artuklu mimarisinin en güzel örnekleridir. Mardin gezi rehberinde yemek kültürü de özel bir yer hak eder. Kürt, Arap ve Süryani mutfaklarının sentezinden doğan lezzetler, kaburga dolması ve içli köfte başı çeker. Akşam yemeklerini manzaralı restoranlarda yemek, unutulmaz bir deneyime dönüşür. Mardin, bir günde görülmek için fazla zengin; iki gece konaklamak bu tarihin hakkını vermek için ideal bir süre.