Avukatlıktan eğitime kariyer geçişi, çevremdeki avukatlara anlattığımda çoğu "ciddi misin?" diye sordu. Ciddiydim. Ama o soruyu ilk kez duyduğumda tam emin değildim. Avukatlığı bırakmak, kimlik bunalımıyla başladı. Hukuk fakültesi, staj, baro, hepsi birikimdi. Ve o birikim bir kimlik yaratmıştı: "Avukatım." Bu kimliği bırakmak sanki bir şeyi kaybetmek gibi hissettiriyordu. Peki neden geçtim? Dava odalarında çok zaman geçirdim, çok dosya okudum. İyi para kazandım bazı dönemlerde. Ama bir öğrencinin yüzündeki anlama ifadesini hiç görmedim. Ve o ifadeyi, küçük yeğenime bir şey öğrettiğimde görmüştüm bir kez, içimde bir şey ışıldamıştı. Avukatlıktan eğitime kariyer geçişinin pratik boyutu acıydı. Maaş neredeyse yarıya indi. Statü değişti, çevrem artık beni farklı konumlandırıyordu. Bazı kapılar kapandı, bazıları açıldı. Pişmanlıklar? Evet, var. Hukuk birikimimi daha iyi kullanabilirdim eğitime geçerken, eğitim hukuku, haklar, savunuculuk gibi alanlarda köprü kurabilirdim. Bunu daha sonra fark ettim. Geçişi planlarken daha stratejik olabilirdim. Ama avukatlıktan eğitime kariyer geçişinin getirdiği şeylere de bakarım. Her gün bir şeylerin büyüdüğünü görüyorum, hem öğrencilerimde hem kendimde. Bu, dava kazanmaktan farklı bir tatmin. Ve dürüstçe söylemek gerekirse, benimle daha örtüşüyor.