Kod tabanında test coverage yüzdesi yükseldikçe ekibin özgüveni artar. "%90 coverage'ımız var" cümlesi, proje paydaşlarına güven vermenin hızlı bir yoludur. Fakat test coverage yanıltıcı bir metrik olarak kötüye kullanıldığında, güvenlik hissi gerçek kaliteyle taban tabana zıt bir yerde oturabilir. Test coverage'ın ölçtüğü şey, testlerin kodun hangi satırlarına uğradığıdır. Uğramak ile gerçekten test etmek farklı şeylerdir. Bir fonksiyonun içinden geçen test, o fonksiyonun beklenen değer döndürdüğünü doğrulamıyorsa coverage raporunda yeşil görünür fakat anlamlı bir güvence sunmaz. Bu durum test coverage yanıltıcı niteliğinin teknik temelidir. Daha somut bir örnek: bir ödeme işleme modülünde yüz satır kod olduğunu varsayalım. Testler bu yüz satırın tamamından geçiyor, dolayısıyla coverage %100. Fakat testlerin hiçbiri negatif bakiye, geçersiz para birimi veya ağ zaman aşımı senaryosunu kontrol etmiyor. Prodüksiyonda bunlardan biri gerçekleştiğinde sistem beklenmedik biçimde davranır; coverage raporu ise yeşil yanar. Bu sorunun alternatif çözümü, mutation testing gibi daha güçlü kalite ölçütlerine yönelmektir. Mutation testing, kodun bir bölümünü kasıtlı olarak bozar ve testlerin bu bozukluğu yakalayıp yakalamadığını kontrol eder. Yakalanmayan mutasyon oranı, test paketinin gerçek etkinliğini daha doğru biçimde ortaya koyar. Test coverage yüzdesi tamamen anlamsız değildir. Çok düşük bir oran sorun işaretidir. Fakat yüksek bir oran kalite garantisi değildir; en fazla bir başlangıç noktasıdır. Kalite metriği olarak tek başına coverage'a güvenmek, test kültürünü rakam üretmeye indirger ve gerçek güvenceyi geri planda bırakır.