Danimarka'da gerçekleştirilen uzun süreli kohort çalışması, kronik uyku düzensizliği diyabet gelişimi arasındaki ilişkiyi yedi yıllık izlem verileriyle belgeledi. Diabetologia dergisinde yayımlanan bulgular, uyku süresi ve kalitesindeki bozuklukların Tip 2 diyabet riskini yüzde 40'a varan oranlarda artırdığını ortaya koyuyor. Çalışmada 45-70 yaş aralığındaki 12.000'den fazla katılımcının uyku örüntüleri ve glisemik parametreleri yıllık aralıklarla izlendi. Uyku düzensizliği diyabet ilişkisi değerlendirilirken hem gece 6 saatten kısa uyku süresi hem de sirkadiyen ritmin bozulduğuna işaret eden gece vardiyası çalışma geçmişi dikkate alındı. Her iki koşulun birlikte bulunduğu katılımcılarda risk artışının toplamsal değil çarpımsal biçimde gerçekleştiği saptandı. Araştırmacılar, uyku düzensizliği diyabet bağlantısının ardındaki biyolojik mekanizmaların başında insülin duyarlılığındaki bozulmanın geldiğini bildirdi. Uyku kısıtlamasının ghrelin ve leptin hormonları üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle karbonhidrat metabolizmasının olumsuz etkilendiği; buna ek olarak kortizol düzeylerinin yükselmesiyle karaciğer glukoz üretiminin arttığı ifade edildi. Çalışmanın dikkat çekici bulgularından biri, hafta sonları uzun uyku süresiyle telafi girişiminin riskteki artışı tam anlamıyla geri döndürmediğiydi. Hafta içi düzensiz uyku düzeni sürdüren ve hafta sonları bu açığı kapatmaya çalışan grubun metabolik belirteçleri, tutarlı uyku düzeni olan grupla karşılaştırıldığında hâlâ dezavantajlı konumdaydı. Araştırmacılar, uyku düzensizliği diyabet ilişkisinin gözlemsel bir çalışmaya dayandığını ve bu nedenle nedensellik iddiasında bulunmanın erken olacağını belirtti. Ancak mevcut biyolojik mekanizma kanıtları ve büyük örneklem büyüklüğüyle desteklenen epidemiyolojik tablo, uyku sağlığının diyabet önleme stratejileri içinde değerlendirilmesi gerektiğine yönelik tartışmaları güçlendirmektedir. Dünya genelinde Tip 2 diyabet vakalarının artış eğiliminde olduğu dönemde bu çalışma, ilaç dışı risk faktörlerine odaklanan halk sağlığı politikaları açısından önemli bir referans kaynağı olarak değerlendiriliyor.