Fransızca öğrenen insanların büyük çoğunluğu şunu söyler: dilini beğenmiyorlar. Ben tam tersi bir sorunum vardı, dili seviyordum ama beni seven Fransız yoktu. Çünkü telaffuzum kötüydü. Fransızca telaffuz düzeltme ihtiyacımı fark etmem bir yurt dışı seyahatte oldu. Parise gitmiştim. Özenle hazırladığım cümlelerimle konuştum. Karşımdaki yüz değişti. Anlamaya çalışıyordu. İkinci cümle daha zor geçti. Bir noktada İngilizce geçti. Bu küçük sahne beni aylar düşündürdü. Fransızca telaffuz düzeltme yolculuğumda ilk yanlışım şuydu: sadece kuralları öğrendim, sesi öğrenmedim. Sesin nerede üretildiğini, ağzın nasıl şekillendiğini çalışmamıştım. Tüm telaffuz hataları bu boşluktan geliyordu. İkinci yanlışım yabancıdan öğrenmekti. Öğretmenim de yabancıydı ve kendi alışkanlıkları vardı. Sonra bir ses koçuyla çalıştım, ana dili Fransızca olandı. Fark gece ve gündüz gibiydi. Fransızca telaffuz düzeltme sürecimde en inatçı sorun nazal seslerin yerleşmesiydi. Bu sesler Türkçede yok. Beynim var olmayan bir sesi üretmek için defalarca yeniden programlanmak zorunda kaldı. Tek yolu tekrardı, anlamsız gelen tekrar, binlerce kez. İki yıl sonra Paris'te konuştum. Sefer bu kez geçti. "Çok iyi konuşuyorsunuz" demediler ama anladılar. Benim için o an yeterliydi.