Proust Kayıp Zamanın İzinde inceleme, 20. yüzyıl Batı edebiyatının en büyük ve en korkutucu eserlerinden biriyle yüzleşmeyi gerektiriyor. Yedi cilt, yaklaşık 1,5 milyon sözcük ve yaklaşık 2000 karakter, bu hacim eserin kendisi hakkında bağımsız bir argüman taşıyor: anımsanmak için zamanın içinden çekilip alınması gerekiyor. Proust Kayıp Zamanın İzinde inceleme açısından eserin çekirdeği istemsiz bellek (mémoire involontaire) kavramı. Anlatıcının bir çay bisküvisini ıslatmasıyla birlikte çocukluğun bütün bir duyusal dünyasının ansızın yeniden canlanması, bu an salt bir anı geri çağırma değil, geçmişin şimdinin içinde tamamen yeniden var olması. Proust'a göre gerçek anımsama ne zihinsel bir irade ne de nostalji; tam tersine duyusal tetikleyicilerin uyandırdığı ve zamanı ortadan kaldıran bir deneyim. Zaman felsefesi açısından Proust Kayıp Zamanın İzinde inceleme, Bergson'un süre (durée) kavramıyla derin bir akrabalık barındıran bir anlayışı hayata geçiriyor. Kronolojik zaman katmanlara bölünüyor; geçmiş, şimdi ve gelecek iç içe geçiyor ve roman bu iç içeliği anlatının dokusu haline getiriyor. Üç cümlelik bir paragraf bazen on yıllık bir insan deneyimini taşırken on sayfa tek bir öğleden sonrayı işliyor. Proust'un anlatı dili bu yapıyla uyumlu biçimde çalışıyor. Uzun cümleler, zincirleme virgüller ve her nesneye yüklenen birbiriyle çelişen çağrışımlar hem okumanın hızını düşürüyor hem de dikkat gerektiriyor. Bu, okumanın kendisini eserin temasıyla deneyimsel olarak bütünleştiriyor: dikkatli bir okuyucu Proust'u okurken zamanın uzadığını hissediyor. Proust Kayıp Zamanın İzinde inceleme değerlendirmesinde zayıf noktalara da değinmek dengeli bir okuma için şart. Sosyal hiyerarşi gözlemlerinin zaman zaman aşırı ayrıntılı işlenmesi ve aristokratik Paris çevrelerinin sonsuz katmanlanması, genel okuyucu için belirgin bir sabır sınavı. Anlatının belirli bölümlerinde tematik ilerlemenin duraksadığı ve insan deneyiminin iç katmanlarından ziyade dış davranış tasvirinin öne geçtiği hissediliyor. Bu kısıtlılık değil ama okuma deneyiminin bir parçası; Proust'un derinliğine oturabilmek için onun ritmine teslim olmak gerekiyor.