Şiir yazmak çoğu kişiye ulaşılmaz bir sanat gibi görünür. Kafiye şeması, vezin, edebi sanatlar... Bunları bilmeden şiir yazılamaz mı? Yazılabilir. Şiirin tek bir doğru formu yok; duyguyu dile getirmek isteyenlere kapıları her zaman açık. Şiir yazmaya başlamak için önce gözlemci olmak yeterli. Küçük şeyler; sabah ışığının masaya düşüşü, bir yabancının yüz ifadesi, çantanın içindeki unutulmuş not. Bunlar şiirin ham maddesi. Bir deftere ya da telefona düzenli olarak bu gözlemleri ve duyguları not almak, şiir yazarken başvurulacak zengin bir kaynak oluşturur. Serbest nazım, yeni başlayanlar için en korkusuz yol. Kafiye ve hece zorunluluğu olmadan, yalnızca içsel bir ritim ve yoğun imgelerle ilerleyen serbest nazım şiiri yazmak çok daha özgür hissettirir. Şiir yazmak için en güçlü araç somutluk. Soyut duygular yerine somut imgeler; "hüzün" yerine "soğuk bir masada yalnız kalan çay fincanı" gibi görüntüler şiiri canlandırır. Okumak yazmayı besler. Farklı şairlerden çok şiir okumak, fark etmeden ritim ve dil anlayışını şekillendirir. Beğenilen bir şiiri analiz etmek, ondan ilham alan bir şiir yazmaya zemin hazırlar. Şiir yazmak mükemmel bir ürün değil, süreçtir; ilk yazılanlar kaba taslak olabilir, önemli olan yazmayı sürdürmek. Her yeni şiir bir öncekinin öğrettiklerini taşır.