Doğu Anadolu road trip planladığımda çevrem karışık tepkiler verdi. "Uzak değil mi?" "Tehlikeli değil mi?" "Ne var ki orada?" Bu soruları duyduktan sonra daha çok gitmek istedim. Doğu Anadolu road trip boyunca şaşırdığım ilk şey coğrafyanın bu kadar çeşitli olmasıydı. Aynı günde yeşil bir yayla çayırlığından kuru bir volkanik platoya geçtim. Ertesi gün tarihi taşlarla örülü bir kentin sokaklarında yürüdüm. Tek bir bölge için bu kadar farklı doku beklemiyordum. İnsanlar en büyük sürpriz oldu. Bir köyde yolu sorduk, adam "bekleyin" dedi ve on dakika sonra çay getirdi. Haritayı masaya koydu, tek tek anlattı. Gitmek istedik, "oturun bir saat daha" dedi. Bu misafirperverlik performatif değildi; içten geliyordu ve nasıl karşılık vereceğimi bilemedim ilk başta. Doğu Anadolu road trip'in zorluğu yakıt istasyonları arasındaki mesafeydi. Bazı güzergahlarda bir sonraki istasyona iki yüz kilometre olabiliyor. Bunu önceden araştırmak, tank doluyken hareket etmek kritik. Ben bir kez gereksiz gerginlik yaşadım; planlamayla önlenebilirdi. En çok içime işleyen an ise Ağrı Dağı'nın siluetini gün batımında görmekti. O görüntü fotoğraflarda var ama yerinde hissetmek başka. Doğu Anadolu road trip size Türkiye'nin başka bir versiyonunu gösteriyor; merak edenlere kesinlikle gitmelerini öneririm.