Plastik bir şişeyi çöpe attığınızda, o şişe siz hayattayken bile ayrışmayacak. Plastik polimer yapısı bu kalıcılığın arkasındaki kimyasal gerçek. Plastikler polimerlerden oluşur. Polimer, çok sayıda küçük molekülün (monomer) zincir biçiminde bağlanmasıyla oluşan büyük moleküldür. "Poli" Yunancada "çok" demek, "mer" ise "parça". Plastik polimer yapısı adı buradan geliyor. Neden bu kadar dayanıklı? Polimer zincirlerinin uzunluğu ve bağ türü, plastiğin ne kadar kolay parçalandığını belirler. Çoğu plastik, karbon-karbon ya da karbon-hidrojen bağlarından oluşur. Bu bağlar son derece güçlüdür ve doğada bunları kıracak enzimler ya da kimyasal süreçler çok sınırlıdır. Biyolojik süreçlere bakın: doğadaki bakteriler ve mantarlar selüloz, nişasta gibi biyopolimerleri parçalayabilir. Bunlar doğal polimerler. Ama plastik polimer yapısı yapay, evrimsel süreçte bu moleküllerle başa çıkacak bir enzim sistemi gelişmedi. Milyonlarca yıllık evrim, plastiği "tanımıyor". Plastiğin parçalanması ise gerçek bir çözünme değil. Güneş ışığı ve mekanik etki plastiği küçük parçalara böler, mikroplastik ve nanoplastik bu şekilde oluşur. Ama kimyasal yapısı bozulmaz, sadece küçülür. Bazi plastikler neden daha hızlı ayrışıyor? Biyobozunur plastikler bu soruna yanıt olarak geliştirildi. Bunlar ya doğal hammaddelerden (mısır nişastası, şeker kamışı) üretilir ya da enzimlerle parçalanabilecek bağ türleri içerir. Ama standart plastik polimer yapısına sahip petrokimyasal plastikler hâlâ ortamdaki kalıcılıklarını sürdürüyor. Plastiğin kalıcılığı bir tasarım özelliği olarak ortaya çıktı, ama çevre söz konusu olduğunda bu "özellik" ciddi bir yük.