Borsa ilk yatırım deneyimim, bir arkadaşın "ben çok kazandım" lafından sonra başladı. O günü çok net hatırlıyorum. Telefona uygulama indirdim, hesap açtım, birikimimden 15.000 TL yatırdım. Haberleri takip ediyordum ama piyasayı hiç anlamamıştım. Yedi ay sonra o paranın 9.200 TL'ye düştüğünü gördüm. Bu süreçte öğrendiklerimi sıralamak istedim; belki başkasına az zararla atlatmasında katkısı olur. Birincisi: ne aldığınızı bilmeden almak tehlikeli. Ben hisse senetlerinin adını duymuştum ama o şirketin ne iş yaptığını, bilançosunu, rekabet ortamını bilmiyordum. Sadece grafiği yükseliyor diye aldım. Borsa ilk yatırım deneyimi yaşayanların büyük kısmının hatası budur. İkincisi: kısa vadeli hareketlere odaklanmak zihninizi ele geçiriyor. Her gün telefona bakıyor, her düşüşte panikliyor, her yükselişte coşuyordum. Bu zihinsel bant genişliğimi tüketiyordu ve iş hayatımı, ilişkilerimi olumsuz etkiledi. Üçüncüsü: kayıptan kaçmak daha büyük kayba yol açıyor. Bir hisse düştüğünde "geri gelir" diye tutmaya devam ettim. Ama bazen geri gelmez, ya da çok geç gelir. "Ortalama düşüreyim" diye daha fazla aldım; bu hatayı pahalıya ödedim. Dördüncüsü: "herkese söyleme" denilen tavsiyeyi anlayabiliyorum artık. O dönemde birkaç yakınıma heyecanla anlattım, onlar da yatırım yaptı. Kayıplarım kendi paramdan daha ağır basmıyordu, ama başkasının kaybına ortak olmak bambaşka bir his. Beşincisi: komisyon ve vergi maliyetleri gerçektir. Ben bunları hesaba katmamıştım. Sık alım satım yaptığınızda aslında kâr etseniz bile komisyonlar önemli bir pay alıyor. Altıncısı: borsa ilk yatırım deneyiminin en zor dersi sabır. Panik sattığımda düşük fiyattan sattım, tam zirveye yakın aldım. Sonradan grafiklere baktım; sabırsızlığımın bedeli rakamsal olarak netti. Yedincisi: kaybedebileceğiniz parayı yatırmak. Bu klişe gibi görünüyor ama gerçek. O 15.000 TL'nin bir kısmı biriktirmek için uzun süre çalıştığım, ihtiyaç anında kullanmayı planladığım paraydı. Onu kaybetmenin yarattığı baskı kötü kararları tetikledi. Bugün hâlâ piyasada küçük bir pozisyonum var. Ama artık ne aldığımı biliyorum, niçin aldığımı biliyorum, ne kadar süreyle tutmayı planladığımı biliyorum. Bu üç soruya cevap veremeden almıyorum. Bu disiplini kazanmak en az kaybettiğim para kadar değerliydi.