Sulu boyanın kağıt üzerinde yayılma anı, kontrol edemediğiniz ama yönlendirebildiğiniz bir akış. Bu belirsizlik, sulu boyayı hem en zorlu hem de en büyüleyici ortam yapıyor. Sulu boya renk geçişi de bu akışı anlamanın özünde duruyor. Renk geçişi için iki temel teknik var. Birincisi "ıslak üstüne ıslak" (wet-on-wet): kağıdı suyla ıslatıyorsunuz, ardından boya sürdüğünüzde renk kağıda serbestçe yayılıyor ve doğal, yumuşak geçişler oluşuyor. Bu teknik sulu boya renk geçişi için en romantik yöntem; çünkü sonucu tam olarak kontrol edemezsiniz ama çıkan doku genellikle inanılmaz güzel. İkincisi "ıslak üstüne kuru" (wet-on-dry): kuru kağıda uygulanan boya daha keskin kenarlara ve daha belirgin geçişlere yol açar. Bu teknik özellikle geometrik formlar ya da daha kontrollü renk alanları için tercih ediliyor. Sulu boya renk geçişi yaparken boyanın kıvamı çok belirleyici. Fazla su eklenen boya soluk ve kontrolsüz yayılır; az su ise boyanın akmasını engelliyor. Doğru kıvam, fırçadan kağıda serbestçe aktığında geride parlak bir iz bırakmalı. Kağıt kalitesi de göz ardı edilmemeli. Düşük gramajlı kağıtlar suyla kabardığı için çalışmayı zorlaştırıyor. En az 300 gr/m² ağırlığında kağıt seçmek, sulu boya renk geçişi çalışmalarında tutarlı sonuçlar almanın önkoşulu. Açık renkten koyuya doğru çalışmak sulu boyada genel bir ilke. Bir kez konulan koyu rengi açmak çok güç; ancak açık bir zemin üzerine her zaman katman eklenebilir. Bu sıra, başlangıçta alışılması zor ama öğrenildiğinde tüm farkı yaratan bir alışkanlık.