19. yüzyılın ortasında Avrupa edebiyatında büyük bir dönüşüm yaşandı. Yazarlar, masal gibi idealize edilmiş kahramanlar ve romantik hayaller yerine gerçek insanları, gerçek sorunları ve gerçek toplumsal koşulları anlatmaya başladı. İşte bu değişimin adı realizm akımı. Realizm akımı, romantizme bir tepki olarak doğdu. Romantizm duyguları ve idealleri ön plana çıkarırken, realizm gözlemi ve belgelemeyi temel aldı. Yazar bir tanık gibi davranır; ne ekler ne de güzelleştirir. **Temel özellikleri** Realizm akımında karakterler sıradan insanlardır: işçiler, köylüler, memurlar, orta sınıf aileler. Olaylar olağanüstü değil, gündelik yaşamın içinden seçilir. Toplumsal sorunlar, yoksulluk, sınıf çatışması, cinsiyet eşitsizliği, açıkça işlenir. Dil sade ve anlaşılırdır. **Öne çıkan yazarlar** Gustave Flaubert, Honoré de Balzac ve Emile Zola Fransız realizmin temsilcileridir. Rus edebiyatında Tolstoy ve Dostoyevski bu akımın en güçlü seslerini yükseltti. İngiliz edebiyatında Charles Dickens da realizmin önemli isimlerindendir. **Türk edebiyatındaki yansıması** Türk edebiyatında realizm akımı, Tanzimat dönemiyle birlikte etkisini gösterdi. Halit Ziya Uşaklıgil, realizmin Türk edebiyatındaki en güçlü temsilcisi olarak öne çıkar. "Aşk-ı Memnu" bu anlayışın doruklarından sayılır. **Realizm bugün nerede?** Çağdaş edebiyatta realizm, farklı biçimlerde varlığını sürdürüyor. Sosyal gerçekçilik, sihirli realizm ve belgesel kurgu gibi kollar bu geleneği taşıyor. Realizm akımı, edebiyatın aynasını hayata doğrultmasının en güçlü ifadesidir.