Gramer odaklı dil öğrenme sorunu, dünya genelinde dil eğitiminin en yaygın biçimini doğrudan sorguluyor. Türkiye dahil pek çok ülkede yabancı dil eğitiminin özü, grameri kural olarak öğretmek ve bu kuralları doldurmaca alıştırmalarla pekiştirmektir. Bu yaklaşımın mantığı sezgisel görünüyor: Dil kurallarını öğrenirseniz dili doğru kullanırsınız. Ama gramer odaklı dil öğrenme sorunu, bu sezginin dil edinimi gerçeğiyle örtüşmediğini gösteriyor. Birincilik sorunu: Doğal dil edinimi nasıl gerçekleşiyor? Çocuklar dili kural ezberleyerek öğrenmiyor; yoğun ve anlamlı maruz kalmayla ve deneme-yanılma yoluyla ediniyor. Araştırmacı Stephen Krashen'ın giriş hipotezi, anlayışlı girdi (comprehensible input) yoluyla bilinçsiz edinimin bilinçli kural öğrenmekten çok daha etkili olduğunu savunuyor. Bu hipotez tartışmalı yönleri olmakla birlikte, dil araştırmaları camiasında geniş bir destek tabanı buluyor. İkinci sorun: Kural bilmek üretim becerisine dönüşmüyor. İngilizce gramer testlerinde başarılı olan ama basit bir İngilizce konuşmasını anlayamayan ya da bir cümleyi tutarlı biçimde üretemeyen öğrenciler, bu kopukluğun canlı kanıtı. Bilgi ile kullanım arasında köprü kurmak, kural odaklı eğitimin büyük ölçüde başaramadığı bir adım. Üçüncü sorun: Kaygı ve motivasyon üzerindeki olumsuz etki. Hata yaptığında düzeltilen, gramer uygunluğu üzerinden değerlendirilen ve sürekli formal doğruluk baskısıyla öğrenen biri, konuşmaya girişmekten kaçınır. Bu kaçınma, gerçek pratiği engeller ve dil gelişimini frener. Dördüncü sorun: İletişim önce gelir, doğruluk sonra. Dil öğrenme araştırmaları, akıcılık odaklı pratiğin uzun vadede hem akıcılığı hem doğruluğu geliştirdiğini gösteriyor. Ama önce doğruluğu dayatan ve akıcılığı ikincil konuma iten sistem, bu sürecin doğal gelişimini tersine çeviriyor. Gramer odaklı dil öğrenme sorunu çözülmeden dil eğitimini dönüştürmek güç. Gramer, anlamlı kullanımla örtülü olarak öğrenildiğinde çok daha kalıcı ve işlevsel hâle geliyor.