Pasif soğutma mimari yaklaşımının temel hedefi, mekanik iklimlendirme sistemlerine olan bağımlılığı azaltarak yapı kabuğu tasarımı ve çevresel potansiyelin optimum biçimde kullanılmasıdır. Bu bağlamda doğal havalandırma stratejileri iki ana mekanizma üzerine kuruludur: basınç farkı güdümlü çapraz havalandırma (cross ventilation) ve yoğunluk farkı güdümlü baca etkisi (stack effect). Çapraz havalandırmada pasif soğutma mimari performansı, rüzgar yönü ile açıklık konumlandırmasının kesişim noktasında belirlenir. Rüzgar yüklü (windward) cephede pozitif basınç oluşurken rüzgar altı (leeward) cephede negatif basınç yaratılır; bu basınç farkı iç havanın yer değiştirmesini sağlar. Açıklık alanı, toplam döşeme alanının yaklaşık %5-10'u oranında tutulduğunda yeterli hava debisi elde edilebilir. Açıklık geometrisinin optimal konumlanması için CFD (Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği) simülasyonları ya da fiziksel rüzgar tüneli testleri gerekmektedir. Rüzgar tüneli etkisi kentsel dokuda ciddi biçimde değişkenlik gösterir. Çevredeki yapıların oluşturduğu engeller, bina köşelerindeki hız artışları (Venturi etkisi) ve boşluklardaki jet akış profilleri pasif soğutma tasarımını doğrudan etkiler. Yüksek yapılarda advers basınç gradyanı alt katlardaki doğal havalandırma performansını düşürebilir; bu durum pencere yerleşim stratejisinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılar. Baca etkisinin tasarıma entegrasyonu ise Atrium veya çift kabuk cepheli sistemlerde en açık biçimde gözlemlenir. Isınan havanın yoğunluk farkıyla yükselmesi ve üst bölgedeki egzoz açıklıklarından tahliyesi ile alt kısımdan taze hava girişi sağlanır. Baca yüksekliği ve kesit alanı Bernoulli denkleminden türetilen debisi belirleme formülünde doğrudan rol oynar. Pasif soğutma stratejilerinin etkinliği, iklim verisi, bina formu ve kullanım programının birlikte değerlendirilmesiyle nicelleştirilebilir.