Koro oyuncusu deneyimi üç yıl sürdü. Adım geçmedi, repliğim olmadı, ama sahnedeydim. Bu deneyimi küçümseyen çok oldu; 'ne zaman asıl rol alacaksın?' sorusunu onlarca kez duydum. Ben farklı düşündüm. Koro oyuncusu deneyiminde ilk öğrendiğim şey varlık kurmak. Replisiz sahne bu demek: sesiniz yok ama bedeniniz, bakışlarınız, pozisyonunuz var. Bunları doğru kullanmak ayrı bir beceri. Yönetmenimiz bize şunu öğretti: koro, sahnenin atmosferini kurar. Başrol o atmosferde var olur. İki yıl sonra fark ettim ki koro oyuncusu deneyimi bana başrolün göremediği şeyleri görme fırsatı verdi. Seyircinin tepkisini, sahnenin enerjisini, ritim değişikliklerini daha iyi hissediyordum. Sahnenin ortasında değildiniz, ama sahneyi bütün görüyordunuz. Fiziksel disiplin de farklıydı. Koro olarak sahnede uzun süre hareketsiz durmak, koordineli hareket etmek, birlikte nefes almak... Bunlar küçük değil. Bir provada yönetmenimiz 'koro oynamak, asistan yönetmenlik yapmak gibidir' dedi. Bunu ilk duyduğumda anlamadım, üç yıl sonra anladım. Koro oyuncusu deneyimim bitti ve artık farklı roller alıyorum. Ama sahneye her çıktığımda koro gözlüğünü takıyorum: bütünü görmeyi, atmosferi hissetmeyi. Bu bakış açısı, koro yıllarının en değerli armağanı.