Afrika gönüllülük projesi kararım ani değildi. Bir sivil toplum kuruluşunun duyurusunu gördüm, başvurdum, aylarca süren hazırlık sürecinden geçtim. Aşılar, lojistik, yerel dil eğitimi, bunlar başlamadan önce bile projenin ne kadar ciddi olduğunu gösterdi. Afrika gönüllülük projesinde görevim su kuyusu çalışma ekibine lojistik destek vermekti. Mühendis değilim; malzeme takibi, yerel satıcılarla iletişim, günlük rapor tutma işleri bendeydi. Bir günlük notuma şunu yazmışım: 'Kuyunun ilk suyu çıktığında köylüler koştu. Bir kadın suyu avuçlarına aldı, yüzünü yıkadı. Yanındaki çocuk güldü. Benim yaptığım ne kadar küçük görünüyordu ama o anın içindeydim.' Afrika gönüllülük projesinde öğrendim ki saha çalışması ofisteki plandan çok farklı. Lojistik aksıyor, hava bozuyor, beklenmedik malzeme eksikliği çıkıyor. Uyum yeteneği teknik bilgiden daha kritik. Bir şey daha: projeler bitmez, değişir. Ben ayım dolunca döndüm ama kuyu orada kaldı. Ekip devam etti. Gönüllülük bir anlık eylem değil, bir zincirin halkası olduğunu o projede içselleştirdim. Benden öncekiler vardı, benden sonrakiler oldu.