Postdramatik tiyatro metin beden ilişkisi, Hans-Thies Lehmann'ın 1999'da sistematize ettiği postdramatik tiyatro kavramının en kırılgan teorik eksenlerinden birini oluşturur. Bu eksen, dramatik tiyatronun kurduğu metin önceliğini, çizgisel nedenselliği ve temsilsel ilişkiyi kökten sorgulamaktadır.\n\nDramatik tiyatroda metin sahnenin kökenini ve yapısını belirler: sahne metni gösterir, aktarır, temsil eder. Postdramatik tiyatro metin beden ilişkisi bu hiyerarşiyi tersyüz eder ya da çözer: metin sahnede ayrıcalıklı bir konuma sahip değildir, beden ve hareket metinle eşdeğer ya da onun önünde yer alan anlam üreten bir malzeme olarak işlev görür. Söz ile eylem arasındaki gerilim çözüme kavuşturulmaz; bu gerilimin açık bırakılması dramaturgik bir seçimdir.\n\nPerformans sanatçılarının beden kullanımı bu bağlamda anlamlı bir referans noktasıdır. William Forsythe'ın dans tiyatrosu veya Heiner Müller'in sahne metinleri, söylemle bedenin yan yana çakışmadığı ama birbirini kestiği bir organizasyonu örnekler. Postdramatik tiyatro metin beden ilişkisinde beden artık karakterin taşıyıcısı değil kendi başına bir anlam birimi olarak sunulur.\n\nBu teorik çerçevenin pratik sahneleme sonuçları nelerdir? Oyuncu karakteri değil (ya da ek olarak) bedeni „oynamaktadır\"; vokal performans metin anlamını aktarmak yerine sesin kendi materyalliğini sergileyebilir. Sahne zamanı anlatısal bir kronolojiyi izlemek yerine tekrar, yoğunluk ve dağılma ritimleriyle işler. Bu yapı seyircinin alışılmış dramatik çözüm beklentisini bilinçli biçimde karşılamaz; izleme deneyimi yoruma değil katılıma, tamamlamaya değil açık kalmaya davet eder.