Dans yarışması kaybetme deneyimi bende derin bir iz bıraktı, ama beklediğim şekilde değil. Sahneye ilk kez çıktığımda kendime güveniyordum, aylardır çalışmıştım. Jüri kararını duyduğumda son sıradaydım. Salondan çıkarken bacaklarım tutmuyordu. Dans yarışması kaybetme deneyiminin hemen ardından sahneyi tümüyle bıraktım. Bir ay boyunca dans dersine gitmedim. Kendime 'yeteneksizim, neden uğraşıyorum' dedim. Ama bir gece arkadaşım beni şehirdeki bir dans etkinliğine zorla götürdü. O gece müzik çalınca ayağa kalkmak istemedim. Sonra bir şey oldu: küçük bir kız sahneye çıktı, yaşı on iki-on üçtü, hata yaptı ama durmadı. Gülümseyerek devam etti. Salondakiler alkışladı. O sahneyi izlerken içimde bir şey değişti. Ertesi gün derse gittim. Hocam beni görünce şaşırmadı bile, sanki geleceğimi biliyordu. 'Kaybetmek seni bitirir ya da geliştirir' dedi. 'Karar senin.' O yarışmadan sonra dans yarışması kaybetme deneyimini taşıma biçimim değişti. Artık yarışmaya katılmıyorum, performans için dans ediyorum, puan toplamak için değil. Sahneye çıkmadan önce korkum hâlâ var ama artık onu yakıt olarak kullanıyorum. Kaybetmek bana dans etmenin neden önemli olduğunu yeniden sordurdu ve cevabı kendim buldum.