Negatif sayıların öğretiminde yaygın bir kural var: "eksi çarpı eksi artı yapar." Bu kural doğrudur. Ama negatif sayılar kavram yanılgısı meselesi, bu kuralın öğrencilere nasıl sunulduğuyla doğrudan bağlantılı. Çoğu öğrenci bu kuralı ezberler, ama neden doğru olduğunu anlayamaz. Negatif sayılar tarihsel olarak son derece tartışmalı kavramlardı. "Sıfırdan az" olan bir sayı ne demek? Gerçek hayatta ne karşılığı var? Bu sorular, matematiğin büyük isimleri için bile kolay yanıtlanabilir değildi; bazı matematikçiler negatif sayıları uzun süre "uydurma" ya da "anlamsız" kategorisinde değerlendirdi. Bu tarihsel sürtüşme, kavramın öğrenciler için ne kadar sezgisel olmadığını gösteriyor. Negatif sayılar kavram yanılgısının en yaygın biçimi şudur: öğrenci işlemi yapar ama kavramı taşımaz. "Borç" analojisi ya da sayı doğrusu görselleştirme bazı sezgiler kurar; ama çarpma ve bölme işlemlerine gelindiğinde bu sezgiler çoğunlukla yetersiz kalır. "Borç borçtan artı mı çıkar?" sorusu, sezgisel olarak yanıtlanması güç bir sorudur. Pedagojik bir alternatif, kural öncesi örüntü keşfidir. Öğrencilere negatif sayıları içeren çarpma tablosunu kademeli olarak uzatma alıştırması yaptırıldığında, 3×3, 3×2, 3×1, 3×0, 3×(-1), ortaya çıkan örüntü kuralı sezgisel olarak gösteriyor. Öğrenci kuralı hafızasından değil, gözlemlediği örüntüden türetiyor. Bu fark, kavramın kalıcılığını ciddi ölçüde etkiliyor. Negatif sayılar kavram yanılgısını kalıcı biçimde gidermek, öğretmenin daha fazla süre ve yaratıcılık harcamasını gerektiriyor. Ama bu yatırım, ilerleyen sınıflarda cebir ve analiz konularında çok daha az düzeltici öğretim ihtiyacıyla geri dönüyor.