Hamile moda denildiğinde aklıma ilk gelen, kendi deneyimimdi. Hamilelikten önce giyim benim için estetik ve kimlik meselesiydi. Hamile kalınca beden değişti, öncelikler değişti, moda anlayışım köklü biçimde dönüştü. İlk trimesterde farkında olmadan denemeye devam ettim. Beden değişiyor ama tam olarak nereye gidecek henüz belli değil. Hamile moda o dönemde biraz belirsizlik içinde geçti; ne eski kıyafetler tam oturuyor ne de hamile kıyafetleri gerçekten gerekli. İkinci trimesterde her şey netleşti. Karnım büyüdü ve rahat olmak her şeyin önüne geçti. Hamile moda benim için bu noktada estetik kaygıdan çıkıp işlevselliğe döndü. Lastikli bel, nefes alan kumaşlar, kolay giyip çıkarma. Bunlar güzel görünmekten daha önemli hâle geldi. Ama güzel görünmekten de vazgeçmedim. Hamile moda alanında keşfettiğim şu oldu: hamile beden için tasarlanmış değil ama hamile bedene uyan parçalar bulunabiliyor. Oversize tişörtler, dökümlü keten elbiseler, bağcıklı şalvarlar; bunlar hem rahat hem de güzel. Hamile moda deneyimim bana vücuduma karşı daha sabırlı olmayı öğretti. Bedenimi bir görev bölgesi gibi görmeye başladım; büyük bir şey yapıyor ve ona saygı göstermek gerekiyor. Kıyafetler bunu desteklemeli. Doğum sonrasında gardırobuma dönerken de bir şeyin farkındaydım: bazı eski tercihlerim artık bana uymuyordu. Hem bedenim değişmişti hem de ben değişmiştim.