Türk tiyatrosu karşılaştırması yapıldığında iki geleneğin dramatik mantık, seyirci ilişkisi ve estetik anlayış açısından ne denli farklı yollar izlediği ortaya çıkıyor. Dramatik yapı açısından: Batı tiyatrosu Aristoteles geleneğini takip ederek doğrusal bir olay örgüsü, karakter psikolojisi ve çatışma-çözüm döngüsü üzerine inşa ediliyor. Türk tiyatrosu karşılaştırması bu noktada ilginç bir karşıtlık sunuyor: Karagöz-Hacivat geleneğinde olay örgüsü değil diyalog ritmi belirleyici; karakter tipoloji üzerine kurulu, bireysel derinlikten ziyade arketipik simge olarak işlev görüyor. Seyirci ilişkisi açısından: Batı tiyatrosunda seyirci sahneyle kesin bir mesafe içinde; "dördüncü duvar" konvansiyonu egemen. Klasik Türk tiyatrosunda (Karagöz, Ortaoyunu) seyirci oyunun parçası; doğrudan muhatap alınabiliyor, eleştiriye ve toplumsal hicve dahil ediliyor. Bu durum Türk tiyatrosunu özünde katılımcı kılıyor. Dil ve mizah kullanımı açısından: Batı dramatik geleneğinde trajedi ve komedi ayrı türler. Türk tiyatrosu karşılaştırmasında bu ikisi çoğunlukla iç içe; ironi, kelime oyunu ve bedensel komedi birbirinden ayrıştırılmıyor. Artılar ve eksiler özetlense şöyle sıralanabilir: Türk geleneği toplumsal eleştiriyi popüler biçimle buluşturmada başarılı; ancak psikolojik derinlik ve karakter gelişimi sınırlı kalıyor. Batı geleneği bireysel dramayı güçlü işlerken toplumsal hiciv işlevi zaman zaman geri plana çekiliyor.