Ağaç dikme kampanyası başarısı son on yılda küresel iklim söyleminin en popüler sembollerinden biri haline geldi. Hükümetler, şirketler ve sivil toplum kuruluşları milyarlarca ağaç dikme taahhütleri veriyor. Bu kampanyaların büyük bölümü neden beklenen sonuçları veremiyor? Ağaç dikme kampanyası başarısı öncelikle ağacın yetişip yetişmediğiyle ölçülmeli. Dikilen ağacın sayımı çoğu zaman kolayca yapılabiliyor; ama fide aşamasından olgun ağaca ulaşan oranın takibi son derece yetersiz. Bazı araştırmacılar, dikilen ağaçların önemli bir kısmının ilk birkaç yılda kuruyup gittiğini ortaya koydu. İklim koşulları, bakım eksikliği, uygun olmayan tür seçimi bu kayıpların başlıca nedenleri. Tür seçimi meselesi başlı başına bir sorun kaynağı. Pek çok büyük ölçekli ağaçlandırma projesi monokültür plantasyonlara dönüşüyor: Hızlı büyüyen, ekonomik değeri olan tek bir tür seçiliyor. Oysa bir plantasyon ekolojik açıdan asla doğal bir ormanın yerine geçemiyor. Biyolojik çeşitlilik, su tutma kapasitesi, karbon depolama ve yerel fauna ile ilişki bakımından monokültürler doğal ormanlara kıyasla son derece zayıf kalıyor. Ağaç dikme kampanyası başarısı değerlendirilirken dikkatler neye yönlendiriliyor? Çoğunlukla sayıya. Milyar ağaç, trilyar ağaç gibi rakamlar hem anlaşılması hem de iletişimi kolay. Ama bu rakamlar "hangi türler", "hangi ekosistemde", "kim bakacak", "on yıl sonra kaçı ayakta" sorularını yanıtsız bırakıyor. Yerel bilginin dışlanması da önemli bir başarısızlık nedeni. Bölge halkı, yerel flora ve iklim koşullarını en iyi bilenler. Ama büyük ölçekli kampanyalar çoğu zaman standart bir "paket" uygulayarak yerel bilgi birikimini devre dışı bırakıyor. Yanlış bölgeye yanlış ağaç, kuraklığa dayanıksız tür seçimi, ekosistemle uyumsuz zamanlama... Bunların hepsi önlenebilir hatalar. Çözüm yolunda şunu söylemek mümkün: Ağaç dikmek değerli bir eylem, ama tek başına yeterli değil. Dikilmeden önce planlama, dikildikten sonra uzun vadeli bakım ve ekosistem uyumluluk değerlendirmesi olmadan ağaçlandırma kampanyaları iyi niyetle dolu ama etkisi sınırlı sembolik eylemler olmaya devam eder.