Besin zinciri nedir sorusu, lise biyolojisinden hatırlanan basit bir kavram gibi görünse de arkasında son derece karmaşık bir ağ yatıyor. Kısaca: enerji ve besinlerin bir canlıdan diğerine aktarılma sırasıdır. Otçullar bitkileri yer, etçiller otçulları yer, ayrıştırıcılar ölü organizmayı parçalara ayırır ve toprağa geri döndürür. Bu döngü milyonlarca yıldır işliyor. **Üretici, tüketici, ayrıştırıcı** Besin zinciri nedir diye sorulduğunda üç temel kategori karşımıza çıkar: Üreticiler (Birincil üreticiler): Güneş enerjisini fotosentezle kimyasal enerjiye dönüştüren bitkiler, algler ve bazı bakteriler. Zincirin başlangıç noktası bunlar. Tüketiciler: Birincil tüketiciler (otçullar), ikincil tüketiciler (küçük etçiller), üçüncül tüketiciler (büyük etçiller) şeklinde sıralanır. Her basamakta enerjinin yalnızca yaklaşık yüzde 10'u bir sonraki seviyeye aktarılır. Geri kalanı ısı olarak kaybolur. Ayrıştırıcılar: Mantar ve bakteriler, ölü organik maddeyi parçalayarak mineral besinleri toprağa iade eder. Bunlar olmadan zincir tıkanır. **Neden bu kadar hassas?** Besin zinciri nedir sorusunun ötesinde, bu zincirin ne denli kırılgan olduğu daha çarpıcı. Bir halkada küçük bir değişiklik tüm zinciri etkiler. Denizde aşırı avlanma büyük balık türlerini azaltır; bu küçük balık sayısını artırır; bu plankton tükenmesine yol açar; bu da oksijen üretimini etkiler. Yırtıcıların ekosisteme geri kazandırılmasının bile tüm bir bölgeyi dönüştürebildiği gözlemlendi. Yellowstone'da kurtların yeniden bırakılmasıyla geyik popülasyonu dengelendi, bu nehir kenarlarındaki bitki örtüsünü değiştirdi, bu nehirlerin akış biçimini bile etkiledi. Buna trofiik kademeli etki deniyor. Her halkası birbirine bağlı bu zincirin tek bir noktasında yaşanan kopuş, beklenmedik biçimlerde yayılabiliyor.