Bebekle tatil deneyimim ilk planlama aşamasında bile farklı başladı. Normalde bir tatil için iki çanta yeterken, 3 aylık bebeğimizle giderken arabanın bagajı doldu taştı. Gitmeden önce herkes görüş bildirdi. "Çok erken, yorulursunuz." "Sahil bebeğe iyi gelir." "3 aylık bebek güneşe çıkmaz." Kafam karışmıştı. Ama biz gittik. Bebekle tatil deneyiminin ilk dersi araçla yolculukta geldi. Normalden iki kat uzun sürdü gidiş. Bebek her iki saatte bir mola istedi, emmek, bez değiştirmek, uzanmak için. Sabır elimden gidiyordu ama başka seçenek yoktu. Otele varınca oda düzenlemesi sorunu çıktı. Beşik talep etmiştik, getirilmişti ama küçüktü. Denize karşı balkonlu odamızdaki rüzgâr klimayı biz istedik ama bebek için tehlikeliydi. Odayı değiştirdik. Sahil kısmına ilk gittiğimizde şemsiye, battaniye, güneş kremini, her şeyi hazırladım. Onbeş dakika sonra bebek ağladı ve geri döndük. Bebekle tatil deneyimi beni bir şey öğretti: Bu tatil bebek içindi, bizim için değil. Günde iki saatlik dışarı çıkma, geri kalan her şey odada. Uyku saatlerine uyuldu. Yemekler odada ya da kısa restorant ziyaretlerinde. Peki değdi mi? Evet. Hava değişikliği hem bebeğe hem de bize iyi geldi. Ben ilk kez şehirden uzaklaştım ve bu bile zihnimi temizledi. Ama şunu bilen birinden dinlemiş olsaydım: Bebekle tatil deneyimi bambaşka bir tatil türü. Devre tatili değil, yer değiştirme tatili. Beklentini ona göre ayarlarsan her şey çok daha akıcı geçiyor.