Toplantıda söyledi. Ben karşı çıktım. Sesler yükselmedi ama havada bir şey değişti. Herkes sustu. Ben de devam edip etmeyeceğimi anlamaya çalışıyordum içimden.\n\nPatrona itiraz etmek benim için uzun süredir bastırılmış bir şeydi. O şirketin kültüründe \"yukarıya itiraz\" alışılmış değildi. Fikirler hiyerarşiyle akardı, aşağıdan yukarıya değil. Ben de aylarca sustum.\n\nPatrona itiraz ettiğim gün hazırlıklıydım. Nedenini, alternatifini, olası sonuçlarını düşünmüştüm. Duygusal değil, argümanlı konuştum. Ama yine de o duraksama an geldi, „şimdi büyük hata mı yaptım?\"\n\nPatron o toplantıda benim görüşümü kabul etmedi. Ama toplantı sonrası beni ayrıca çağırdı. \"Daha önce neden söylemedin?\" dedi. Bu cümleyi beklemiyordum. Kısa bir konuşma yaptık ve o konuya daha sonra geri döndü, fikirlerimden birini benimsedi.\n\nPatrona itiraz etmek deneyimi bana iki şey öğretti. Birincisi: nasıl itiraz ettiğin, itiraz kadar belirleyici. Saygı çerçevesi içinde, çözüm odaklı itiraz farklı karşılanıyor. İkincisi: susmak güvenli görünebilir ama uzun vadede seni görünmez kılıyor.\n\nO günden bu yana bakış açım değişti. İtiraz etmek düşmanlık değil. Doğru yapıldığında tam tersine, değer verilen biri olduğunun işareti.