Kil heykel öğrenme sürecimde en çok takıldığım yeri net hatırlıyorum: proportion, yani oran. İnsan yüzü heykeli yapıyordum ve gözlerin yerini yanlış koyuyordum sürekli. Gözler yüzün ortasında değil, çoğu kişinin sandığı gibi üst üçte birinde olmalı. Bu basit bilgiyi öğrenene kadar her yüzüm garip çıktı. Kil heykel öğrenme aşamalarında bir diğer engel kili tanımaktı. Farklı kil türleri farklı davranıyor: polimer kil fırında sertleşiyor ama çalışma süresi sınırlı; doğal kil çalışması daha kolay ama kuruma süresi uzun. Ben başta yanlış kil seçtim, elde sertleşen bir kil aldım, şekil vermeden sertleşti. Doku oluşturmak kil heykel öğrenme sürecimin en zevkli ama en zorlu kısmıydı. Ağaç kabuğu, kumaş dokusu, parmak izleri, bunları kile aktarmak için farklı araçlar denedim. Diş fırçası, tahta çubuk, eski plastik kart. Her araç farklı efekt bırakıyor. Ateş ve fırın aşaması benim için en stresli olanı. Özenle şekillendirdiğin bir parça fırında çatlayabilir. Bu ya kil çok çabuk kurutulduğunda ya da hava kabarcıkları kaldığında oluyor. Kili yoğururken havanın çıkması önemli, bunu atlamanın bedelini birkaç parçayla ödedim. Kil heykel öğrenme bana mükemmeli arama yolculuğunu öğretti. Her parça bir sonrakine öğretiyor.