Gerçeklik nedir ve biz gerçeği bilebilir miyiz? Felsefeye giriş yapanların ilk tökezlediği sorulardan biri budur, ve cevap, beklediğinizden çok daha katmanlıdır. Gerçeklik felsefede ne anlama gelir? Gerçeklik felsefesi, varlıkbilim (ontoloji) ile bilgi kuramının (epistemoloji) kesişiminde konuşlanır. "Gerçeklik nedir?" sorusu şunu sorar: Zihnimizden bağımsız, dışarıda var olan bir dünya var mıdır? "Bilebilir miyiz?" sorusu ise şunu sorar: Eğer varsa, duyu organlarımız ve aklımız bize doğru bilgi verebilir mi? Farklı felsefi yanıtlar nelerdir? Realizm: Dış dünya zihnimizden bağımsız olarak var olur ve biz onu (kısmen de olsa) bilebiliriz. Bilimin çoğunluk tutumu budur. İdealizm: Gerçeklik felsefesinde idealist görüşe göre var olan şey, aslında zihinsel içeriktir. Berkeley'in deyimiyle "var olmak algılanmaktır." Agnostisizm / Skeptisizm: Dış dünya var olabilir; ama onun gerçekte ne olduğunu tam olarak bilemeyiz. Duyu algımız ve zihnimiz bize filtrelenmiş, dönüştürülmüş bir tablo sunar. Kant'ın orta yolu: Kant, zihnimizden bağımsız bir gerçeklik olduğunu kabul eder, onu "numen" (kendinde şey) olarak adlandırır, ama bu gerçekliğe doğrudan ulaşamayız; zihnimiz verileri uzay, zaman ve nedensellik kalıplarına döker. Yani biz gerçekliğin "görünüşünü" biliriz, kendisini değil. Peki gündelik hayatta bu ne anlama geliyor? Gerçeklik felsefesinin pratik yankısı şudur: Aynı olayı iki insan farklı biçimde deneyimler, çünkü her beyin gelen veriyi kendi geçmişi, kültürü ve duygu durumuna göre yorumlar. Bu, "sen yanlışsın" demek değil; "herkes kısmi bir perspektiften bakar" demektir. Felsefi açıdan mütevazı bir tutum, "belki yanılıyorumdur", eleştirel düşüncenin temelidir.