Çanakkale Savaşı denildiğinde akla genellikle belirli cepheler, belirli günler ve belli kahramanlık hikâyeleri geliyor. Ama bu savaşın pek anlatılmayan boyutları da var. 1915 yılında yürütülen Çanakkale harekâtı hem kara hem deniz savaşlarını kapsıyordu. İtilaf devletlerinin Osmanlı'yı devre dışı bırakıp Rusya'ya yardım ulaştırmak için Boğazları geçme planı, deniz harekâtında büyük kayıplar verilerek çöktü. Akabinde Gelibolu Yarımadası'na kara çıkarması yapıldı. Gelibolu çıkarması tüm cepheler için beklenmedik bir yoğunlukta oldu. Avustralya ve Yeni Zelanda kuvvetleri (ANZAC), Fransız birlikleri ve Osmanlı askerleri aynı coğrafyada sekiz ay boyunca savaştı. Bu savaş Avustralya ve Yeni Zelanda için ulusal kimliğin oluşumunda dönüm noktası sayılıyor; her yıl 25 Nisan ANZAC Günü olarak anılıyor. Çanakkale Savaşı açısından az bilinen boyutlardan biri cephe koşulları. Yarımada dar ve engebeli bir coğrafya sunuyordu; bu hem savunma avantajı hem de her iki taraf için de dayanılmaz bir çile demekti. Sıcaklık, hastalık, su sıkıntısı ve güçlü tahkimatlar kayıpları doğrudan etkileyen faktörler. Asker anıları ve günlükleri cephenin psikolojik boyutunu aktarıyor. Düşman cephelerin birbirine yakınlığı zaman zaman tuhaf bir yakınlık yarattı; sesler duyuluyordu, tütün ve ekmek takas ediliyordu bazı geceler. Çanakkale Savaşı sonunda İtilaf kuvvetleri çekildi. Ama bu yenilgi hem Osmanlı savunmasının hem de sonraki kurtuluş mücadelesinin ruhunu besleyen önemli bir dönüşüm noktası oldu.