Anlatı seviyeleri diegesis çerçevesi, Gérard Genette'in Anlatı Söylemi'nde (1972) sistemleştirdiği ve anlatı teorisinin standart kavram seti haline gelen bir ayrımlar bütünü. Bu çerçeve anlatıcının hikayeyle ilişkisini, konumunu ve aktarım kanalını titiz biçimde sınıflandırıyor. Diegesis, Plato ve Aristoteles'ten gelen bir kavram; anlatının basitçe aktarılmasını temsil ediyor, yani bir anlatıcının başka bir kişi ya da olayı aktardığı mod. Mimetik modun karşısında yer alıyor; mimetik gösteriyor, diegetik anlatıyor. Bu temel ayrım daha sonra anlatı teorisinde anlatıcının varlık düzeyini tanımlamak için dönüştürüldü. Genette'in kavramlaştırmasında extradiegetik anlatıcı hikayenin dışında, anlatı evreninin üst katmanında konumlanıyor. Bu anlatıcı hikayeyi okurcuya aktarıyor; çoğunlukla güvenilir ya da çerçeveleyici bir işlev görüyor. Intradiegetik anlatıcı ise bizzat hikayenin içindeki bir karakter; bu karakter başka bir hikayeyi aktarıyor. Anlatı seviyeleri diegesis terminolojisinde bu iç hikaye metadiegetik düzey olarak adlandırılıyor. Anlatı seviyeleri diegesis teorisinin en verimli sorusu iki düzey arasındaki geçişlerle ilgili: metalepsis. Genette metalepsis'i anlatının bir katmanından diğerine yasadışı sızma olarak tanımlıyor. Yazar kurgusal karakterine sesleniyor; karakter bizi izliyor; anlatıcı kendi anlatı düzeyinin dışına taşıyor, bunlar metalepsis örnekleri. Bu geçişler okuyucuda oryantasyon bozukluğu ya da bilinçli kırılma efekti yaratıyor. Homodiegetik ve heterodiegetik ayrımı anlatıcının hikayenin içinde olup olmadığını tanımlıyor. Homodiegetik anlatıcı kendi hikayesini ya da içinde bulunduğu bir hikayeyi anlatıyor; otobiyografik ya da birinci tekil şahıs anlatı bu kategoriye giriyor. Heterodiegetik anlatıcı ise içinde yer almadığı bir hikayeyi aktarıyor; üçüncü şahıs anlatı tipik örnek. Güvenilmez anlatıcı kavramı anlatı seviyeleri diegesis terminolojisiyle kesişiyor. Homodiegetik anlatıcı kendi deneyimini aktarırken güvenilirliği sorgulanabilir hale geliyor çünkü kendi konumundan kör olduğu alanlar var. Bu körlük anlatının yorum katmanını zenginleştiriyor: okuyucu anlatıcının söylemesiyle asıl olanı yeniden kurmak zorunda. Modern anlatı teorisi, dijital anlatı, oyun teorisi, ağ anlatıları, bu çerçeveyi zorlamaya devam ediyor. Birden fazla eş değerli anlatıcının bulunduğu yapılarda ya da izleyicinin kendisinin intradiegetik düzeye dahil olduğu etkileşimli biçimlerde hangi anlatı düzeyinin geçerli olduğu sorusu teorinin üretken gerilim noktası olmaya devam ediyor.