John Bowlby'nin bağlanma teorisi, bebeğin birincil bakım vereniyle kurduğu duygusal bağın, bireyin yaşam boyu sürecek ilişki kalıplarının temelini attığı tezine dayanır. Evrimsel bir çerçevede geliştirilen bu kuram, bağlanma davranışını biyolojik bir hayatta kalma mekanizması olarak konumlandırır: tehdit algılandığında yakınlık aramak, çocuğun korunmasını sağlar. Bowlby bağlanma teorisinde iç çalışan model kavramı merkezi bir yer tutar. Bu model, bebeğin bakım vereniyle yaşanan tekrarlayan deneyimlerden oluşturduğu zihinsel bir temsil sistemidir; bakım verenin güvenilirliğini, benliğin sevilmeye değer olup olmadığını ve ilişkilerin nasıl işlediğini kodlar. Erken dönemde oluşan bu modeller, zaman içinde görece kararlı yapılar haline gelir ve yeni ilişki deneyimlerinin yorumlanmasında filtre görevi üstlenir. Güvenli bağlanma, bakım verenin bebeğin sinyallerine duyarlı ve tutarlı biçimde yanıt verdiği koşullarda gelişir. Bu deneyim, bebeğe dünyayı keşfedebileceği güvenli bir üs sağlar. Araştırmalar güvenli bağlanan çocukların okul öncesi dönemde daha yüksek sosyal yetkinlik, duygusal düzenleme kapasitesi ve stres toleransı sergilediğini tutarlı biçimde ortaya koymuştur. Bowlby bağlanma teorisinin uzun vadeli izleri çeşitli yaşam dönemlerinde gözlemlenmiştir. Ergenlikte güvenli bağlanan bireylerin akran ilişkilerinde daha sağlıklı sınırlar oluşturduğu, yetişkinlikte ise romantik bağlanma örüntülerinin erken bakım deneyimleriyle anlamlı korelasyonlar taşıdığı bulunmaktadır. Longitudinal çalışmalar, bebek bağlanma sınıflandırmasının yetişkinlik dönemi psikolojik uyum göstergeleriyle orta düzeyde ama istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Klinisyenler açısından bu bilginin en önemli yansıması, erken müdahale programlarının etkinliğine dair kanıtlardır. Bakım verenin duyarlılığını artırmaya yönelik video geribildirim protokolleri ve bağlanma tabanlı aile danışmanlığı programları, bağlanma güvenliğini güçlendirme kapasitesi açısından ampirik destek almıştır. Bağlanma güvenliği sabit bir yazgı değil; destekleyici deneyimlerle yeniden şekillenebilecek dinamik bir yapıdır.