Makro fotoğrafçılık hakkında hep merak duydum ama objektif almak pahalı geldi. Bir fotoğrafçılık derneğinin ekipman paylaşım havuzundan bir hafta için makro objektif kiralayabildim. Planlama yaparken kafamda büyük hedeflerim vardı. Cumartesi sabahı bahçeye indim. Çiçekler çiçeklerdir dedim. Makro fotoğrafçılık deneyimi ilk karede beni yerle bir etti. Çiçeğe yaklaştım, netleme yaptım, çektim. Fotoğrafa baktım. Bir ışık tüyü göründü, çiçeğin yüzeyi değil. Makro fotoğrafçılıkta alan derinliği son derece kısıtlı. Bir milimetrelik bir sapma çerçevenin dışına düşüyor. Kamerayı tutmak yerine, her çekimde nefesimi tutmam gerekiyordu. En küçük titreme, odağı kaçırıyordu. Bahçede iki saat boyunca çiçekten çiçeğe geçtim. Bir papatyada böcek buldum, saatlerce bekledim. Polen taşıyan antenlerin ucunu yakaladım. Bir yaprak yüzeyinde damar dokusunu gördüm, desenler kristal netliğinde. Makro fotoğrafçılık bana gözümle gördüğümden farklı bir dünya gösterdi. Kamera bu kadar yakınlaşınca, göz fark etmez ayrıntılar görünür oldu. Çiçek yüzeyi pürüzsüz değil, kadifemsi bir doku. Balmumu gibi parıltılar var. Renk geçişleri gradyan değil, katmanlı. Haftanın sonunda makro fotoğrafçılık deneyimim bitti ve objektifi geri verdim. Ama bahçeye bakışım dönüşümlü oldu. Artık ilerken çiçekleri daha dikkatli izliyorum. Çıplak gözle de fark edemesem de makro görüntüleri hatırlayarak o dokuyu hayal edebiliyorum.