Minnettarlık günlüğü fikrine ilk duyduğumda içten içe güldüm. Kendime yardım kitaplarından çıkma bir şey gibi geldi. Ama bir dönem her şey o kadar ağır hissettiriyordu ki, ne olacak diye denedim. Kuralım basitti: Her gece üç şey yaz. Bugün neden minnettardım? Yalnızca "aile sağlıklı, iş var" türünden genel şeyler değil, o gün, o anda gerçekten fark ettiğim bir şey. İlk hafta zorlandım. Gerçekten spesifik bir şey bulmak zor geldi. "Kahve güzeldi" yazdığımda saçma hissettirdim. Ama terapistim bunu desteklemişti: Küçük şeyler geçerli, hatta belki daha güçlü. Minnettarlık günlüğünün etkisi anlık değildi. Ama bir ay sonra garip bir şey fark ettim. Gün içinde bir şey olduğunda, kafede garson güldü, öngörülemeyen bir şey iyi çıktı, arkadaşımdan beklenmedik bir mesaj geldi, bunları fark ediyordum. Daha önce fark etmeden geçerdi. Artık geçmiyordu. Bunun psikolojik açıklaması var: Beyin aradığını buluyor. Minnettarlık günlüğü tutmak, zihni iyi şeylere dikkat etmek için yeniden yönlendiriyor. Bu, kötü şeyleri yok saymak değil, kötü şeyler hâlâ orada, ama iyi şeyler de orada, ve onlara da bakıyorum. Minnettarlık günlüğünün en beklenmedik faydası şu oldu: Başkalarına karşı daha dikkatli oldum. Birisi bir şey yaptığında, bunu not ettim, içimde bile olsa. Bu dikkat, ilişkileri sessizce iyileştiriyor. Hâlâ her gece yazmıyorum. Ama kaçırdığım günlerde bunu hissediyorum. Ve bu his, alışkanlığın gerçekten bir şeye dönüştüğünün en iyi kanıtı.