Teoriden yıllarca kaçtım. Müzik teorisi faydaları diye bir şeyi kulağım duysun istemiyordu. "Ben hislerimle çalarım, teori beni kısıtlar" diyordum. Bu cümleyi kurarken ne kadar yanlış olduğumu bilmiyordum. Bir gitar çevresi forumunda birileriyle tartışırken fark ettim ki kullandığım akorların neden iyi bir arada durduğunu açıklayamıyordum. Sezgimle doğru şeyleri buluyordum ama neden doğru olduklarını bilmiyordum. Bu bilgisizlik zamanla bir tavan oluşturdu. O tavanı kırmak için teoriye girdim. İlk haftalarda müzik teorisi faydaları çok soyut geldi. Majör-minör ayrımını biliyordum zaten. Ama interval kavramı, dereceler, kadans... Bunlar sanki başka bir dil gibiydi. Devam ettim. Bir ay sonra bir şeyler oturdu. Ton merkezinin ne olduğunu kavrayınca çaldığım her akorun o merkeze nasıl çekildiğini ya da ondan nasıl kaçtığını duymaya başladım. Bu, müziği duyma biçimimi değiştirdi. Doğaçlama tamamen farklılaştı. Eskiden rastgele notalar deneyip neyin çalıştığını ezberden biliyordum. Teoriyle birlikte hangi notanın neden çalıştığını anladım. Bir minör pentatonik skalasının neden blues hissettirdiğini, beşli akorun neden gerilim yarattığını bilmek, o gerilimi kasıtlı olarak kullanmamı mümkün kıldı. Yazarken de müzik teorisi faydaları kendini gösterdi. Daha önce akor ilerlemeleri yazmak için denemeler yapıp tesadüfü bekliyordum. Şimdi ne hissetmek istediğimi başta karar verip oraya giden yolu anlayarak inşa edebiliyorum. Bu büyük bir fark. Süreç kolay değildi. Bazen teorik bilgiyi enstrümanıma aktarmak tıkandı. Kafada bilen ama parmakları aynı şeyi yapamayan o garip bölünmüşlük aylar sürdü. Ama teorik zemin oturduğunda parmaklar zaten bildiği şeyi daha bilinçli yaptı. Müzik teorisi faydaları sizi mekanik yapmaz, tersine size daha fazla seçenek tanır. Teorisiz de güzel müzik yapılır, bunu tartışmıyorum. Ama teoriyle birlikte tercihleriniz bilinçli olur. "Neden bu akor burada?" sorusunun cevabını bilmek, bir dahaki seferde daha cesur olmayı sağlar.