Organik giysi etiket sorunsalı, tüketicinin satın alma kararını bilinçli bir şekilde vermesini engelleyen bilgi asimetrisi probleminin tipik bir örneğidir. 'Organik', 'doğal', 'eko' gibi ifadeler, hangi standarda göre kullanıldığı belirtilmeksizin etiketlere basılmaktadır. Organik giysi etiket sisteminin en temel sorunu, tanım tutarsızlığıdır. 'Organik pamuk' ifadesi, GOTS (Global Organik Tekstil Standardı) sertifikasıyla desteklendiğinde gerçek bir içerik taahhüdü anlamına gelir. Ancak aynı ifade sertifikasız kullanıldığında ne anlama geldiği belirsizdir; sadece hammaddenin bir kısmının organik olduğunu mu, yoksa tüm üretim sürecinin standartlara uygun olduğunu mu ifade etmektedir? 'Doğal' ifadesi ise daha da muğlaktır. Doğal lifler kimyasal boyama süreçleriyle işlenmiş olabilir; bu durumda 'doğal' ne kadar anlamlıdır? Sertifikasız 'eko' iddiası ise hukuki olarak düzenlenemeyen bir pazarlama dilidir. Bunlara ek olarak, organik giysi etiket bilgilerinin bütünü değil seçici bir bölümü aktarılmaktadır. Hammadde organik olsa da boyama süreci, ağartma ya da bitim işlemleri konusundaki bilgi tüketiciye sunulmamaktadır. Zincirin bir halkası yeşil renk taşıdığında ürün 'organik' olarak pazarlanabilmektedir. Bilinçli bir tüketici için pratik adımlar bellidir: GOTS, OEKO-TEX veya Bluesign gibi bağımsız sertifika logolarını aramak ve bu logonun gerçekliğini sertifika kuruluşunun sitesinden doğrulamak. Etiketteki sözcüklere değil, bu sözcüklerin arkasındaki belgelemelere güvenmek gereklidir.