Düğün fotoğrafçılığı deneyimim, hazır olmadığımı sandığım bir günde hazır olmak zorunda kaldığımı gösterdi. Bir arkadaşımın düğünüydü. Profesyonel fotoğrafçıları yetersiz bütçe yüzünden alamadıklarını söyleyince "ben yaparım" dedim. Bu sözü söylediğimde içimde bir şeyler gerildi. Düğün fotoğrafçılığı deneyimine hazırlık aşamasında liste yaptım: batarya şarj edildi, hafıza kartları formatlandı, mercekler temizlendi. Ama psikolojik hazırlık eksikti. Törenin başlamasıyla beraber panik yerleşti. Her yer doluydu, iyi bir konum seçmek zordu. Gelin girişinde insanlar önüme geçiyordu. Hızlı düşünmem, doğru pozisyon almam gerekiyordu. Düğün fotoğrafçılığı deneyiminin en zor kısmı buydu: hareket eden, öngörülemeyen, duygusal bir ortamda teknik kararlar almak. Birkaç kritik anı kaçırdım. Halka takma anını hafif odak dışı yakaladım. Nikah sırasında flaş tetiklenince salondan bir sert bakış aldım, flaşı kapatmam gerekirdi. Ama bazı kareler çıktı. Gelinin annesiyle sarılma anı, tesadüfen doğru pozisyondaydım. Gelin ve damadın birbirine bakışı, hızlı refleksle çektim. Bu kareler düğün fotoğrafçılığı deneyiminin değerli anılarını oluşturdu. Gün bittiğinde 800 fotoğraf vardı. Düzenleme sürecinde 80'ini seçtim. Arkadaşım mutluydu. Ben ise yorgundum ama öğrenmiştim: düğün fotoğrafçılığı deneyimi teknik bilgi kadar sezgi, hız ve insan okuma becerisi istiyor. Bu işi meslek yapanlar sadece fotoğraf çekmiyorlar, hikâye yakalıyorlar.