Sürdürülebilir mimari Türkiye sorunları ele alındığında, yeşil çatı uygulamaları bu sorunların en simgesel örneği olarak öne çıkmaktadır. Enerji verimliliği ve kentsel ısı adası azaltma açısından kanıtlanmış faydaları olan bu uygulamalar, Türkiye'de teorik tartışmanın ötesine geçememektedir. Sürdürülebilir mimari Türkiye sorunlarının kökünde yapı mevzuatının yeniliklere kapalılığı yatmaktadır. Yeşil çatı sistemleri, su yalıtımı sorumluluğu ve yük hesabı gibi teknik konularda mevzuat netlik sağlamamaktadır. Müteahhitler ve mal sahipleri bu belirsizlik karşısında bilinen çözümlere sığınmaktadır. Teşvik mekanizmalarının yetersizliği de belirleyici bir etkendir. Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde yeşil çatı kurulumu vergi indirimi, yağmur suyu vergisinden muafiyet ve belediyelerin sağladığı sübvansiyonlarla desteklenmektedir. Türkiye'de bu alanda sistematik bir teşvik yoktur. Maliyet avantajı olmayan bir uygulama, bireysel duyarlılıkla kitlesel bir dönüşüm sağlayamaz. Mimarlık ve inşaat eğitimindeki boşluk da göz ardı edilemez. Yeşil çatı tasarımı, mimar müfredatlarında ya hiç yer almamakta ya da zorunlu olmayan bir elektif olarak kalmaktadır. Sektör de bu uygulamaları yaygınlaştıracak teknik uzman açığını kapatamamaktadır. Bunu değiştirmek için belediye imar yönetmeliklerinde yeşil çatı zorunlulukları, teknik eğitim programları ve vergi teşviki paketleri birlikte hayata geçirilmelidir. İklim krizi çerçevesinde sürdürülebilir mimari artık bir tercih değil zorunluluktur; bunu pratik bir seçenek olmaktan çıkaran engellerin kaldırılması acildir.