Ahşap yapı mimarlık deneyimim, mesleğimin ortasında bir dönüşüm noktası oldu. Betonla büyüdüm; standart eğitimimde beton, çelik, cam vardı. Ahşap ise hep yan ders gibiydi. Ta ki gerçek bir ahşap yapı projesine girene kadar.\n\nProje küçük bir dağ evi; yerel ladin ahşabıyla yapılacaktı. Başta beton mantığıyla yaklaştım; rijit, hesaplı, kontrollü. Ahşap yapı mimarlık deneyimi bana hızla şunu gösterdi: ahşap nefes alıyor, hareket ediyor, betona göre çok farklı davranıyor.\n\nDilatasyon detayları, bağlantı elemanlarının çalışması, nem ve sıcaklığa göre genleşme; bunların hepsini yeniden öğrenmek gerekiyordu. Yapı mühendisiyle çalışma biçimim de değişti; ahşabın malzeme karakterini anlamadan doğru detay üretmek mümkün değil.\n\nAhşap yapı mimarlık deneyiminde en hoş keşfim, malzemenin sıcaklığıydı. Beton kütlesi biriktirir ve işler; ahşap ise bir dokunuşla konuşur. İçeride bambaşka bir atmosfer oluyor. Müşteri yapıya girdiğinde \"evde gibi hissettim\" dedi; bunu başka malzemede duymak o kadar kolay değil.\n\nAhşap yapı mimarlık deneyimi ayrıca sürdürülebilirlik konusundaki düşüncelerimi de değiştirdi. Yerel orman ürünüyle çalışmak, karbonayak izi hesapları, malzeme ömrü; bunların hepsi somutlaştı.\n\nO proje benim en sevdiğim yapım. Ahşabın sınırlamaları var, doğru; ama yaratıcılığı da tetikliyor. Betonun her şeye çözüm olmadığını geç fark ettim.