Buzul erimesi son veriler, küresel iklim araştırmacıları arasındaki kaygıyı derinleştirdi. Birleşik Krallık ve Hollanda'da faaliyet gösteren iklim laboratuvarlarının ortak yürüttüğü ölçüm programından elde edilen bulgular, kutup ve dağ buzullarındaki erime hızının 1990'ların sonundaki ölçümlere kıyasla yüzde kırk beş arttığını gösteriyor. Buzul erimesi son veriler açısından öne çıkan bulgu, Arktika'daki deniz buzunun minimum yüzey alanının art arda üçüncü kez rekor kırmasıdır. Sınır değerlerin altına inilen yüzey alanı, güneş enerjisinin soğurulmasını artırarak bölgesel ısınmayı hızlandıran bir geri besleme döngüsü oluşturuyor. Dağ buzulları cephesinde Türkiye, Orta Asya ve Latin Amerika'daki araştırma ekiplerinden gelen raporlar da tablo bütünlüğüne katkı sunuyor. Türkiye'nin Ağrı Dağı'nda sürdürülen uzun vadeli izleme çalışmaları, buzul yüzeyinin 1980'lere kıyasla yüzde otuz sekiz küçüldüğünü ortaya koyuyor. Eriyen buzulların deniz seviyesi üzerindeki etkisi kısa vadede milimetrik görünse de birikmeli etkinin yüzyılın sonunda birkaç metreyi bulabileceği tahmin ediliyor. Bu senaryo, kıyı alçak ovaları ve küçük ada devletleri için ciddi bir yerinden edilme riskini beraberinde getiriyor. Buzul erimesi son verilerinin tarımsal sulama altyapısına yansıması da raporlarda yer aldı. Mevsimsel buzul sulamasına bağımlı nehirlerin debisinde yaşanan düzensizleşme, özellikle kurak yaz döneminde su kıtlığı sorununu şiddetlendiriyor. Araştırmacılar, mevcut eğilimin tersine çevrilmesinin son derece güç olduğunu; bu nedenle uyum önlemlerinin hem tarımda hem de kentsel altyapıda ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.