3D sinema gözlük deneyimim felakete döndüğünde film başlayalı on dakika olmuştu. Gözlüğü aldım, taktım. Ekran üç boyutlu mu, iki boyutlu mu anlamadım. "Belki film henüz 3D sahneye girmedi" dedim. Beş dakika sonra anladım: gözlüğü ters takmışım. Sol mercek sağda, sağ mercek solda. Düzelttim. Görüntü bu sefer doğru ama hâlâ bulanıktı. Gözlerim uyum sağlamıyordu. 3D sinema gözlük deneyiminde bir sorun var: eğer görme kusuru varsa ve gözlüklü seyrediyorsan, 3D gözlüğü gözlüğün üzerine bindirmek hem görseli hem konforu bozuyor. Ben gözlüklüyüm ve 3D gözlüğü üstüne geçirmeye çalışırken çerçeveler çakışıyor, baş ağrısı başlıyor. Işık miktarı da azalıyor; 3D mercekler ışığı keserken normal gözlük camı da bir miktar kestiğinde ekran koyulaşıyor. Filmin ilk yarısı bu düzenlemeleri yapmakla geçti. Gözlüğü çıkardım, 3D'yi taktım; bulanık ama ağrısız. Gözlüğü taktım, 3D'yi çıkardım; net ama düz. Orta yolu bulamadım. 3D sinema gözlük deneyiminden sonra çıkardığım sonuç: gözlüklüysem 3D seansı seçmiyorum. Görüntü etkisi ne kadar güzel olursa olsun, film başından sonuna kadar baş ağrısıyla seyretmenin değeri yok. En iyi çözümü bir arkadaşım söyledi: lensle 3D seyret. Doğru, ama o gün lensim yoktu. Filmin yarısını kaçırdım mı? Hayır aslında, hepsini izledim. Ama o yarısını tam odaklanamadan geçirdim. Bu deneyim bana 3D sansasyonunun ne kadar kişiden kişiye değiştiğini gösterdi.