Trans etkisi, kare düzlem komplekslerinde, özellikle Platin(II)'de, belirli bir liganın kendisine trans konumdaki liganın yer değiştirme hızını artırdığı gözlemsel olguyu ifade eder. Bu kavram, trans etkisi platin komplekslerinin sentetik kimyasında regioseçici olmayan koşullarda bile öngörülebilir ürün elde etmek için kullanılır. Trans etkisi platin sistemleri açısından sıra şu şekilde oluşturulmuştur: F⁻ ≈ H₂O ≈ OH⁻ < NH₃ < Cl⁻ < Br⁻ < SCN⁻ ≈ I⁻ < NO₂⁻ < CN⁻ ≈ CO. CO ve CN⁻, trans konumdaki liganın yerini hızla bırakmasını sağlayan en güçlü trans-yönlendirici liganlar arasındadır. Mekanistik açıdan trans etkisi iki farklı modelle açıklanmıştır. Birinci model, liganların metal-ligand σ bağı üzerinden yarışmasını temel alır: güçlü σ donörü bir ligand, trans konumdaki ligandla metal d orbitali için rekabet eder ve o liganın bağını zayıflatır. İkinci model ise π asiditeye odaklanır: CO ve CN⁻ gibi π kabul edebilen liganlar, koordinasyon düzlemine dik olan dz² orbitali yerine düzleme paralel dx² orbital yoğunluğunu kullanarak geçiş durumunu, beş koordineli ara ürün veya asosiyatif mekanizma, stabilize eder. Pratikte her iki etki de katkıda bulunur; σ-donörler ligandı labilize ederken π-asidler geçiş durumunu kararlılaştırır. Trans etkisi platin bileşiklerinin sentezinde pratik sonuçlar doğurur. cis-diaminoplatinum(II) sentezi, trans etkisinin akıllıca kullanımıyla sağlanır. [PtCl₄]²⁻'ye NH₃ eklendiğinde, Cl⁻'nin trans etkisi N'nin trans konumuna Cl⁻ yönlendirir ve cis izomer ürünü verir. Tersine [Pt(NH₃)₄]²⁺'ye Cl⁻ eklendiğinde NH₃'nin zayıf trans etkisi nedeniyle trans izomer oluşur. Bu seçicilik, tümör hücrelerini öldürme etkinliği açısından cis izomerin kritik önemi göz önünde bulundurulduğunda özel bir anlam taşır; trans izomer bu biyolojik etkiyi göstermez. Trans etkisi ile trans etkilesim (trans influence) arasındaki ayrım da belirtilmelidir: trans etkisi kinetik bir terimdir, reaksiyon hızıyla ilgilidir, oysa trans etkilesim termodinamik bir terimdir ve denge halindeki bağ uzunluğu ve kuvvetiyle ilişkilidir. Kuantum kimyasal hesaplamaları bu iki olguyu ayrı ayrı hesaba katmayı mümkün kılmış ve her birinin fiziksel kaynağının farklı olduğunu teyit etmiştir.