Bebeğimi eve getirdiğimizin üçüncü gecesiydi. Gece iki buçuk. Ağlamaya başladı ve bu sefer saatler içinde durduramadık. Yenidoğan gece ağlaması hakkında kitap okumuştum. Kurslar almıştım. Ama hiçbirinde şu yazılmamıştı: Kendi çocuğunun ağladığını duyduğunda içinde ne hissediyorsun. O gece öğrendim, bir yerde bir düğme basılıyormuş gibi tüm vücudun teyakkuza geçiyor. Emizdirmeye çalıştım. Kabul etmedi. Bezi değiştirdim. Temizdi. Sallayıp yürüdüm. Durmadı. Sıcaklığını ölçtüm. Normaldi. Yenidoğan gece ağlamasının bu kadar çok nedeni olabileceğini o gece anladım. Kocamla dönüşümlü tuttuk. O bir saat, ben bir saat. Gözlerimiz yanıyordu. Gece dörtte bir anlık sessizlik oldu. İkimiz de nefesimizi tuttuk. Sonra devam etti. Sabah beşte bebek uyudu. Ben oturma odasında, ona sarılmış hâlde uyuyakaldım. O geceden sonra yenidoğan gece ağlaması konusundaki yaklaşımım değişti. Artık "neden ağlıyor" diye panik yapmak yerine, sistematik bir sıra izliyorum: Aç mı, ıslak mı, sıcak mı, soğuk mu, gaz mı, sadece sarılmak istiyor mu. Bu listeyi o gecenin yorgunluğuyla yazdım. Haftalarca sürdü o gece nöbetleri. Ama zamanla bebeğimin ağlama tonlarını ayırt etmeye başladım. Yorgunluk ağlaması farklıydı, açlık ağlaması farklı, rahatsızlık ağlaması farklı. Bu farkları kimse öğretemez, sadece o geceleri geçirerek öğreniyorsunuz. Şimdi bana "yenidoğan gece ağlaması için ne yapmalıyım" diye soran annelere şunu söylüyorum: Sistematik ol, ama kendini de dinle. Sezgiler bir süre sonra kitaplardan daha güvenilir hale geliyor.