Avrupa Parlamentosu'nda alınan yeni karar, AB üye devletleri için dil politikası gündemini yeniden şekillendiriyor. AB üç dil hedefi Avrupa Parlamentosu kararı, tüm AB vatandaşlarının 2030 yılına kadar ana dillerine ek olarak iki Avrupa dili daha konuşabilir hale gelmesini öngörüyor. AB üç dil hedefi Avrupa Parlamentosu tarafından bağlayıcı bir direktif değil, ortak hedefleri tanımlayan bir çerçeve karar niteliğinde benimsendi. Üye devletlerin bu hedefe nasıl ulaşacağına ilişkin eğitim politikası yetkileri büyük ölçüde kendilerinde kalmaya devam edecek. Ancak Avrupa Komisyonu'nun bu alanda üye devletlere yönelik fon programları oluşturacağı belirtildi. AB üç dil hedefi Avrupa Parlamentosu kararının uygulamadaki karşılığı tartışmalı. Dil öğretimi müfredatlarında halihazırda iki yabancı dil sunan ülkeler için bu hedef zaten büyük ölçüde karşılanmış sayılıyor. Ancak pek çok üye devlette ikinci yabancı dil öğretiminin yüzeysel kaldığı ve dil yetkinliğinin gerçek iletişim ortamlarında yetersiz göründüğü eleştirisi var. Türkiye, AB üyesi olmamakla birlikte Avrupa eğitim alanındaki bu dönüşümleri yakından izliyor. Türk üniversitelerinin AB programlarına katılımı ve Erasmus çerçevesindeki öğrenci hareketliliği düşünüldüğünde, Avrupa'daki dil standartlarının Türk eğitim sistemine dolaylı baskı oluşturduğu değerlendiriliyor. Dil öğretmeni yetersizliği, AB üç dil hedefi Avrupa Parlamentosu kararının hayata geçirilmesindeki en kritik engel olarak öne çıkıyor. Özellikle daha az yaygın olan Avrupa dillerinde nitelikli öğretmen bulmak, üye devletlerin büyük bölümünde hâlâ ciddi bir zorluk teşkil ediyor.