Sekiz yıl büyük bir kurumsal şirkette çalıştıktan sonra geçen yıl yedi kişilik bir startup'a geçtim. İlk üç ayda yaşadıklarımı paylaşmak istiyorum, çünkü bu geçişi düşünen pek çok arkadaşımdan soru alıyorum. Büyük şirkette her şeyin bir süreci vardı. Kod inceleme için belli bir kanal, deploy için belli bir pencere, izin için belli bir form. Startup'ta ilk hafta kafam karıştı çünkü hiçbiri yoktu. Hata yaparsam kimin nereye söyleyeceğim belli değildi. Sonra fark ettim ki süreç eksikliği değil, sürecin sizden bekleniyor olması mesele. Olmayan bir prosedürü siz kuruyorsunuz. Karar hızı şaşırtıcıydı. Bir konuda toplantı yapıp aynı gün karar çıkarmak, ertesi gün kodu yazmak, üç gün içinde üretime almak mümkündü. Büyük şirkette aynı işin altı haftaya yayıldığını hatırladım, hangi modelin doğru olduğunu hâlâ tartışıyorum. İkisinin de yeri var, fakat hız tarafı kişisel olarak bana iyi geldi. Kaynak kısıtı en büyük kültürel fark oldu. Büyük şirkette pahalı bir yönetilen servis seçmek normaldi, startup'ta her ay bütçeyi sayıyoruz. Bu kısıt aslında mühendisliği daha yaratıcı hâle getiriyor. Lüks kararlardan kaçınmak öğreticiydi. Öte yandan iş yükü gerçekten ağır. Üç farklı şapka takıyorum, bazen mühendisim bazen DevOps bazen ürün geliştirici. Hafta sonu çalışmama özen gösteriyorum ama akşamları geç saatte düşünmeye devam ediyor olmak yorucu. Bu beklenti baştan netti ama yaşamadan tam anlaşılmıyor. Kültürel olarak bir aile gibi denmesi klişe ama küçük ekipte bağ hızlı kuruluyor. Bunun olumlu yanı destek hissi, olumsuz yanı sınırların bulanıklaşması. Geçişi yapmadığım için pişman değilim, ama bunu üniversiteden yeni mezun birine önermem. Önce büyük şirket disiplinini tatmak, sonra hız ortamına geçmek bana daha sağlıklı bir sıra geliyor.