On yıl önce bir staj ilanına başvurduğumda hayatımın bu kadar değişeceğini tahmin etmiyordum. Geriye dönüp baktığımda, kariyerimi şekillendiren birkaç anın çok belirleyici olduğunu görüyorum. İlk dönüm noktası, üçüncü yılımda ekibin en eski koduna dokunmaya başladığım haftaydı. Kimsenin dokunmak istemediği, dökümante edilmemiş bir modüldü. İlk başta korktum, sonra fark ettim ki bu tip kodu çözmek bir mühendisin asıl işiydi. Refactor ederken hem dili, hem ürünü, hem ekibi öğrendim. O modülün üstündeki ay, üniversitedeki dört yıldan daha öğreticiydi. İkinci dönüm noktası, beşinci yılımda kötü bir proje yöneticisiyle çalışmamdı. O dönem üretkenlik düştü, motivasyon zayıfladı. Çıkardığım ders şu: Teknik beceriler kadar, çalıştığınız insanların sizinle uyumu da kariyer hızınızı belirliyor. Sonraki iş kararlarımda takım dinamiğini hep teknik yığından önce sordum. Üçüncü dönüm noktası, ilk defa ekibe mentörlük yapmaya başladığım dönemdi. İki kişiye Git akışı anlatırken kendi anlayışımdaki boşlukları gördüm. Öğretmenin öğrendiği eski lafı klişe sanıyordum, gerçekmiş. Dördüncü dönüm noktası, ilk büyük üretim hatamdı. Bir veritabanı taşımasında yedek alma adımını atladım. Üç saat veri kaybı yaşadık, gece boyu kurtarma yaptık. Kovulmadım ama o haftadan sonra her şeyi liste ve teyit ile yapmaya başladım. Disiplin acı bir şekilde geliyor bazen. Beşinci dönüm noktası, yeni teknolojilere koşmayı bırakıp temellere geri döndüğüm yıl oldu. Veri yapıları, ağ temelleri, işletim sistemi kavramları. Her yeni framework bu temellerin üstüne bir kabuk olduğunu fark edince öğrenme süreci hızlandı. Genç meslektaşlara önerim: Aceleci olmayın, derin olun, insanları dinleyin, hata yaptığınızda saklamayın. Kariyer doğrusal değil, eğri çiziyor. Eğrinin önemli noktaları çoğunlukla rahatsız olduğunuz anlardır.